Sanat İçi Şişirilmiş Dev Bir Balon mudur?

Please log in or register to like posts.
Haberler
Sanat içi şişirilmiş dev bir balondur. Durun hemen küfür edip kapatmayın, bir yandan da değildir. Öyle kolay değil kestirip atmak. Benim için bile..
 
Daimi üyesi olduğum güzel insanlar topluluğu
 
Zıt kutuplu bakış açılarıyla konuyu ele alırsak oradan oraya deli fişek gibi sekip finalde kafamızı daha da karışık hale getirebilir; sanatı hak ettiği yere, daha da anlaşılmaz bi noktaya konumlandırabiliriz. İroninin dozunu kaçıracak, şakayla gerçeği hallaç pamuğu gibi birbirine karıştıracak, sadece keyifli bir 5 dakika geçirip hiçbir yere varamadan bu yazıyı sonlandıracağız. Sen kimsin de sanat hakkında konuşuyorsun diyenler için kısaca kendimden bahsedeyim: Whatsapp üzerinden 200 dinlenmesi olan besteci ve söz yazarı, eski vücut geliştirmeci, otoparkdergi.com’da yazar ve ilk sene 3.18 ortalama yapmış iletişim fakültesi öğrencisi, vegan, feminist, kürt, alevi, lezbiyen.
On numara olmuş güzel abim daha n’olsun
 
 
Yola çıkacağım temel argüman sanatın imgeselliğidir. Eski sayısal öğrencisi olduğum için iki ile ikiyi toplayıp dört bulma gibi fetişlerim var (Her gece yatmadan dik üçgenin dik kenarlarının karesini toplayıp çıkan toplamın karekökünü alarak hipotenüsü hesaplar, cetvelle de sağlamasını yaparım). Bu yüzden ucu aşırı açık anlatımlara, imgeselliğe ve mecazlara biraz daha farklı bir bakış açısıyla yaklaşacağım. Aşırı diye belirtiyorum, çünkü hedefim sanat değil, sanatın kapalı anlatımla, çoğu zaman anlaşılmazlıkla, mecazlar ve sembollerle var olan bir şey zannedilmesi. Kraldan çok kralcılar ve uçmayan şeyhi uçuranlar lütfen sakince oturun ve bu açmazı hep beraber daha da açmaz hale getirelim.
 
Nuri Bilge’nin kötü adamlı sahnelere kara sinek koyduğunu iddia eden bir kardeşin tek tek her sahnede sinek tespit ettiği seriden bir fotoğraf
 
Sanat deyince aklınıza Picasso’nun karman çorman renk cümbüşü tabloları, Fazıl Say’ın dinlerken kimsenin duygu seline falan boğulmadığına yemin edebileceğim resitalleri, bir de çok afedersiniz İk*nci yeni Şiiri geliyorsa gerçekten ciddi bir rehabilitasyona ihtiyacınız var demektir. Çünkü sabah botlarıma yaptığım şu dokunuş hepsine on basar, üçe beşe katlar.
Siteye üç kuruş para girsin diye timbırdan reklam ayarladım
 
 
Sanatçı özgün içerik üreticisidir. Bu durumda yukarıda saydıklarımdan başlayıp bana kadar gelen ölçüde herkes sanatçıdır. Amacım sanatı itibarsızlaştırmak değil. Bilakis itibarını artırmak. Sanat, sandığınızdan çok daha geniş kapsamlı, çok daha geniş kitlelerce üretilen ve tüketilen, çok daha kompleks, aynı zamanda çok daha basit bir şey. Belirli bir zümreye ait olduğunu ve gerçek sanatı sadece o sınıfın anlayıp bundan keyif alabileceğini düşünen aristokrasi sevicileri ve katıl oroyin tüccarları.. Sizin ağa babalarınız Antik Yunan’da zevkine adam dövüştürüyordu. Geçti o devirler. Hala zevkine adam dövüştürülüyor ama zevkine horoz da dövüştürülüyor. O zamanlarda horoz dövüştürüldüğüne dair bir kayıt yok. Gördüğünüz gibi çağımız eşitlik ve denge çağıdır. Aynı denge sanat için de bir ölçüttür. Gerçek sanatın değeri artık anlaşılsın.
Daha fazla görsel için Google’a ‘Giresun’lu çocuk’ yazabilirsiniz
 
 
Bi uçta bu kadar imgesellik, diğer uçta basitlik, ele ayağa düşmüşlük, belki avamlık. Kimin hangi eserden hangi anlamı çıkaracağı nasıl belirleniyor? C*mal S*reya’yı en iyi tanıyan en iyi anlamı mı çıkarıyor? Picasso’nun hayatını ve eserlerini en iyi öğrenen? Hayır ne alakası var be hayvan herif diyenler için; bir çöp konteynırına bakarak da benzer anlamları çıkarabilirsiniz, eğer iflah olmaz bir anlam çıkarma manyağıysanız. Bahar Candan’ın yaptığı şarkılar bir sanat eseri ve Bahar Candan da bir sanatçı mıdır? Sizce de bu işin bi’ ölçütü, yön göstericisi olmamalı mı? Olmalı mı? Hem olmalı hem olmamalı sanki. Dengeli kapalılık, dengeli basitlik ve dengeli karmaşıklık. Sözün özünde; öylesine çekilmiş içi yemekle dolu bir tabak fotoğrafı basitliğiyle, deli dehşet kapalı ve sembolik bir anlamla resmedilmiş (usta bir elden çıksın hiç sorun değil) tablo denktir diyebilir miyiz? İyi düşünün bunu. Garip akımı, dünyanın en onurlu başkaldırısıdır. Ben Süleyman Efendi’nin nasırıyım.
Cennnetmekan üstad Orhan Veli
 
 
Lafın tamamı deliye söylenir. Bu yüzden size ne anlatacağımı söyleyip anlatmadan yazıyı bitirdim. Ama ne demek istediğimi çok iyi anladığınızı biliyorum. Amacım dümdüz düşünce aktarımından ziyade sizi düşünce seline kaptıracak ivmeyi kazandırmaktır (bi’ de kelime kotasını aşmamak).
Ben bir marş motoruyum
 
 
Picasso’nun tabloları hayvan gibi sanattır bu arada. Fazıl Say’ın her işini beğenmesem de gözlerimi dolduran işleri de pekala vardır. İk*nci Yeni Şiiri.. bir grup karı kız düşkünü sapık herifin bi’ yerinden uydurduğu anlamsız dizeler.. bu konuda görüşüm net..
Aynen aynen
 
 
Lütfen sanat adı altında önünüze çıkan her şeye voav demek zorunda hissetmeyin. Kralı da olsa anlamıyorsanız bu ne a.. deyin ve geçin. Laf ettik ama sanat imgeseldir, sizinle alakalıdır. Kültleri beğenmek yahut dışlananı eleştirmek zorunda değilsiniz. Hatta sanatı olduğu gibi reddetme özgürlüğüne de sahipsiniz. Yine sataşmadan edemeyecek ve sözlerimi şöyle bitireceğim: Beş yaşında önüne piyano koyulup müzik eğitimi verilmeye başlanan Fazıl Say’ın, başka şartlar altında büyüdüğü düşünüldüğünde kebapçı olmayacağının garantisini bana kim verebilir? Belirli bir olgunluğa ulaştıktan sonra sanatı kendi isteği ve iradesiyle seçen Bahar Candan, Fazıl Say’dan çok daha samimi ve yaratıcı bir zihindir. Sanatla kalın..
 

Reactions

0
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir