Kant Yaşasaydı Nazi Mi Olurdu?

Please log in or register to like posts.
Haberler

Bilir misiniz kutsallar ve putlar vardır ve siz bu kutsallara, putlara dokunduğunuz an yanarsınız. Linç yemeniz, taşlanmanız, “vurun kahpeye!” nidaları eşliğinde itibarsızlaştırılmanız dünyanın her yerinde kutsallara karşı tavır aldığınızda başınıza gelecek şeydir.

“Felsefe tarihi” bölümü okuyup yeni hiçbir şey üretmeyerek var olanı hunharca sömüren ve sömürdüklerinin bağımlısı olup kişileri ve düşünceleri peygamber, hatta Tanrı konumuna koyan kampüs filozoflarının cirit attığı Türkiye’nin kısır felsefe camiasında Kant ve Hegel‘dir o kutsal putlar. Onlara en ufak bir eleştiri getirmeniz dâhi sizin “Aydınlanma karşıtı bir orta çağ yabanisi“, “Medeniyet düşmanı bir ilkel” yaftaları almanıza şakkadanak neden olacaktır. Bu yazım oldukça uzun olacak, baştan uyarmam gerekiyor. Yurdumun fildişi kulesinden yapılmış dünyalarında, rahat konfor alanlarında okudukları zaman dünyayı çözdüğünü sanan zavallı “münevver”leri tarafından göğe yükseltilen prefaşist bir ırkçı olan Immanuel Kant’tan bahsedeceğim. Kant’ın 150 yıl daha yaşasaydı nasıl azılı bir Nazi olacağını göreceğiz bu yazıda. Kaynağımız bir felsefe profesörü olan Robert Bernasconi‘nin “Irk Kavramını Kim İcat Etti?” adlı eseri olacak ve buradan alıntılar üstüne yorumlarla ilerleyeceğiz.

Gelin tanıyalım şu Königsbergli Kant’ı.

1-Sömürgeciliğin Meşrulaştırılması 

“Irk kavramının tek bir yaratıcısı olduğu fikri en iyi koşullarda sadece faydalı bir kurgudur. ancak, ille de birisi ilk ırk teorisinin yaratıcısı olarak gösterilecekse, bu kişi alman filozofu Immanuel Kant olmalıdır. Kant’ın yazdıkları arasında şüphesiz bugün ırkçı olarak nitelendirilebilecek pek çok şey vardır. Bunlar ‘Fiziksel Coğrafya Üzerine Dersler‘de bulunabilir. Ama en çok dile düşmüş yorumu, Güzel ve Yüce Duygusu Üzerine Gözlemler‘de bir nükte yapıyormuş havası içinde dile getirdiği, `Birisinin baştan aşağı kara olduğu gerçeğinin onun aptal olması için açık bir kanıt olduğu,” gözlemiydi. Aynı zamanda, Kant’ın ırk üzerindeki ısrarıyla on dokuzuncu yüzyılda hâkim olmaya başlayan ve Avrupalıların diğer halkları ve ırkları sömürgeleştirerek insanlığın gelişimine hizmet ettikleri inancına neden olmuştur.” `1`

`1` s. 38.

Burada ne görmekteyiz? Kant, ırk kavramının yaratıcısı olmakla birlikte Batı medeniyetinin, Kategorik imperatif tamamen Batı’nın beyaz adamına yöneliktir, diğer kültürleri daha rahat sömürebilmesi için felsefesini şekillendirmiştir. Yani yüce, ulu; mantık denince ilk akla gelen Königsbergli übermensch(!) Kant aslında direkt hakaret ediyormuş beyaz olmayanlara. Burada denilebilir ki “omo donomon şortloro yoo!!!” Bu sefer ben de şöyle cevap veririm: Nah dönemin şartları! Kant, döneminde sömürgeciliğin sistemini felsefe aracılığı ile kurmuştur. Bakın efenim, sistemini kurmuştur.

Biraz daha devam edelim, bu şarlatan kimmiş bakalım. Şarlatan dedim diye linç bekliyorum ama linç yemeden formumu koruyamam. Eğlenceli bir hâl almaya başladı.

2-Genlerin Karışmasına Karşıtlık 

“Kant, ırk kavramını güvence altına almak için, kendisi üstüne yazılmış eserlerde görülebileceğinden çok daha fazla enerji sarf etmiştir. Kant tarihin ırkları birleştirebileceğine ve doğanın kurmuş olduğu biyolojik ayrımları kırabileceğine inanmıyordu. Kant, ırklar arası karışımın her iki ebeveynin de özelliklerini taşıyan ve her iki ırka da ait olan çocuklar meydana getireceğinden emindi. Ama ırkların karışmasına karşıydı. Akademie Ausgabe’de bulunamayan ve hiç yayımlanmamış el yazmasında Kant:
Irkların birbirine karışmasının “kötü ırkı” iyileştirmeksizin “iyi ırkı” alçaltacağına dikkat çeker.” `2`

`2`s. 61, 62.

Babababa sen bizim mantık denince herkesin aklına ilk gelen Hz. Kant’a bak sen. Beyaz ırkın yüceltilmesinin yanında kendine göre “aşağı ırk” olarak kabul ettiği milletler ile gen alışverişi bile yapılmamalıymış çünkü kant efendiye göre “aşağı ırk”tan biri üstün ırk olan beyaz ırktan birinin soyunu aşağıya çekermiş. Bunun Nazi Almanyası’ndan, hatta daha komiği South Park’ta Eric Cartman’ın Token’e sırf siyah olduğu için siyah sevgili ayarlamaya çalışmasından eksik kalır yanı nedir?

İyice komikleşmeye başladı iş. Bakalım Hazreti Kant efendimisss başka neler yumurtlamış?

3-Fetihler Sırasında Yapılan Tecavüzlerin İyilik Olarak Gösterilmesi

“Bu el yazmasını bulan Alexis Philonenko iyi ve kötü ırk terimlerini doğaya daha çok ya da daha az adapte olmuş ırklar şeklinde anlamakta haklı olsa bile, bu belge ırklar arası melezleşmeyi` şiddetle kınayan bir belgedir. Kant bu konuda oldukça netti:
“Meksika valisi, İspanya Mahkemesi’nin ırkların karışmasını olumlayan düzenlemesini bilgece bir kararla yürürlükten kaldırmıştır,” diye yazar. Benzer bir şekilde, pragmatik bakış açısıyla antropolojide, değişik ırkların karakterleri tartışması bağlamında Kant, “Şu kadarını söyleyebiliriz ki (yaygın fetihler sonucu) soyların karışması yavaş yavaş onların kendilerine özgü karakterlerini yok etse de, bu sözde hayırseverliğin insan ırkına bir yaran yoktur.” demiştir.” `3`

`3` s. 62.

Vayy be koçum! Helâl sana mantık baba Kant. Mezarına gelip tüm insanları kendin gibi aydınlatman için çaput bağlayacağım. O kadar aydınlık ki bu Kant, fetihler sırasında tecavüz edilen kadınlardan doğan melez çocukları o kadınlara tecavüz eylemiyle birlikte o bahsettiği “alt ırk”a karşı bir lütuf olarak görüyor. Lütuf olarak gördüğü, meşrulaştırdığı iğrenç eylemi ise insanlığa hayırlı olarak görmüyor çünkü Kant’a göre daha tuvalete sıçmayı bilmeyen aşırı medeni(!) Avrupalı bir beyaz değilseniz insan bile değilsiniz. Devam edelim midem el verdikçe.

4-Aydınlanma Zorbalığının Dayanılmaz Hafifliği

“Felsefede Ereksel İlkelerin Kullanımı Üzerine” isimli makalesinde, Amerika’da ve İngiltere’de bulunabilecek, özgürleştirilmiş binlerce zenci arasında bir tane çalışan zenci örneği bile yoktur.” demiştir. Kant, “Siyahlar gibi Amerikan yerlileri (Kızılderili olarak biliyoruz) de kendi anayurtlarında ihtiyaç duydukları çalışma güdüsünün daha fazlasını diğer iklimlere taşıyamamışlardır. Onlardaki bu içsel eğilim, gözle görülür olan dışsal eğilimler kadar az gelişebilir” diye sürdürür tartışmasını. Kant’ın ırkların kanşmasını aşağılayan, onun tarih felsefesine etkisi açısından en belirleyici cümlesi şudur:
“Irkların kaynaştırılması önerilmeli mi? Irklar birbiri içinde erimezler ve eritilmemelidirler. Beyazlar alçalırlar. Çünkü her ırk Avrupalıların geleneklerine ve ahlaki değerlerine uyum sağlayamaz.” `4`

`4` s. 62, 63.

Bak bak! Avrupa’nın ahlâki değerlerine uyum sağlayamazlarmış. Bunu da tam da Aydınlanmaya yakışır biçimde bilim soslu ırkçılıkla açıklıyor. İçindeki tüm nefretini bilim ile harmanlayarak kusan bu Königsbergli zavallı Kantçık, zencilerin hür olduklarında çalışmadıklarını ve bir an önce köleleştirilmeleri gerektiğini üstü kapalı bir biçimde söylüyor. Ne kadar da insan haklarına saygılı bir erkek! Insta’sı var mı bu çıtır beyazın? Yoksa mezarına mı işemeliyiz?

“Irkların karışması diye anlaşılabilecek şeye karşı çıkış açıkça Kant öncesine dayansa da, bunun asıl nedeni biyolojik olmaktan çok sosyopolitiktir. Kant ırkların karışmasına karşı yeni bir argüman öne sürmemişse de, bu sava o güne kadar sahip olmadığı bir kesinlik kazandırmıştır. çünkü kendi içinde ırkların karışmasına zaten karşıt olmayı barındıran bir ırk kavramı geliştirmiştir.`” `5`

`5` s. 63

Evet insan hakları, evet mantık, evet kategorik imperatif! İşte size pirüpak Aydınlık Kant! Övmeye devam edin bu hayatı boyunca yaşadığı kasabadan dışarı adımını atmamış olan, hiçbir deneyimi olmamasına rağmen sırf dönemin sosyopolitik yapısı nedeniyle sekülerleşen dünyada “mantığa dayalı” bir ırkçılık kavramı geliştiren, Nazilerin sevgilisi Batı’nın sömürge anlayışının payandası Kant’ı çünkü felsefe budur.

Editör'ün önerisi

Kant ve dünyayı yeniden şekillendiren 2. Dünya savaşı arasındaki dile getirilmeyen bağlantılar kaleme getirilmiş.

Reactions

11
1
0
0
3
0
Already reacted for this post.

Reactions

11
1
3

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir