HAK EDİLENLER

Please log in or register to like posts.
Haberler

Ben 12 yaşında bir Yahudiyim. İsmim, rengim, ailem ve hatta iştahım yok. Bence önemi de yok. Günlerimi kan, ölüm ve sevgisizlik kokan havayı koklayarak geçiriyorum. Uyurken yumuşak bir yatakta yatıyorum ve karnım doyuruluyor, uzun zaman sonra. Beyaz duvarlı geniş bir odada yaşıtlarım gibi sadece hayatta kalıyorum. Yaralarım biraz daha iyi ama acım çoğu zaman aynı kalacak gibi duruyor. Bulunduğum hastanede öğlen yemeğinden sonra saat beşe kadar hastane avlusunda hava almamıza izin veriliyor. Dün, öğlen yemeğinde temizlik görevlileri konuşurlarken duyduklarımdan sonra, bu öğleden sonrası için bir kağıt bir de kalem istedim hemşire ablalardan. Buranın geniş bir avlusu var, ortada mermerden bir fışkiye, etrafta ise bolca bank. Yüksek ve yeşillik bir araziydi burası. Avlunun bir ucu az da olsa o yeşilliği görüyordu ve her avluya çıktığımda buraya gelirdim. Buraya geleli tam 5 ay olduğu için yaralarım daha iyiydi ve doktor yanımda olmadan avluya inebiliyordum. Şimdi tekrar buradayım, nabzım uzun zaman sonra çok düşük, uyuyor gibi bir sakinlik hâkim bedenimde. Dün, öğlen yemeğimi yerken kapıdaki temizlik görevlilerinin konuşmalarını duydum. “Amerika, Japonya’ya atom bombası atmış.” diyordu, hak ettiklerini savunuyordu. Japonya’nın Çin’e yaptıklarının yanında hiçbir şey olduğunu söylüyordu. Diğeri de onu destekler gibi “Amerika’yla uğraşmanın bedeli budur.” diyordu. Japonya da ilk defa ismini duyduğum bir kent ismi verip dümdüz olduğundan, insanların hatta binaların toz olduğundan bahsediyorlardı. ‘Hak etmek’ yine duyuyordum bu kelimeyi ve yine aynı ölüm kokusu geliyordu burnuma. Bir çocuk düşündüm. Yine 12 yaşında Dünya üzerindeki kara parçalarından birinde doğduğu için toz olmayı hak etmiş, 12 yaşında ben gibi bir çocuk. Başta üzüldüm sonra imrendim biraz, belki saniyeler sürmüştür toz olması diye. Belki işkence görmemiştir, aşağılanmamıştır. Belki şöyle olmuştur: Bir yemek vaktidir, sevdikleriyle yan yana annesi vardır, mesela bir de kardeşleri. Babası ise savaştadır. Ölüm bir anda çalınca kapısını, belki de erkek kardeşinin kafasında büyük bir kurşun deliği görmemiştir. Babasının ölü bedenini taşıtmamışlardır, belki hatta annesinin çığlıklarını bile duymamıştır. Bilmiyorum ki 12 yaşında bir çocuk. Kendimi kandırılmış gibi hissediyordum ya da kötü adamların kendini iyi göstermek için yaptığı bir reklam gibi hissediyorum.

5 ay önceydi, Amerikan askerleri kampa gelip bizi kurtardıklarında. Bize yemek vermişlerdi, ellerinde kağıtlar ve kalemler…  Bizleri saymışlardı, ölüleri de. Kameralar gelmişti, bizi ve ölüleri çekiyorlardı. O an bir anda nabzım yavaşlamıştı, yine vücudumu uyur gibi bir sakinlik kaplamıştı. Aynı yerdeydim, abimin vurulduğu yerdeydim,  artık Almanlar değil Amerikalılar vardı ve artık korkmamamız gerekiyordu, yine de korkuyordum. Taş aynıydı, gaz odası aynıydı, gökyüzü de öyle renksiz. Tıpkı şu banktan bakınca görünen yeşillik gibi konuşmayı duyana kadar görmeye değer gördüğüm bir manzaraydı. Şimdi tekrar yeniden her şey siyah beyaz. Daha sonra 12 yaşında bir çocuk daha düşünmeye başladım o an.  Bu defa çocuk dünya üzerinde bir kara parçası üzerinde yaşadığı için hak etmişti ölümü. Bu çocuk ne kadar önemi olmasa da Çinliydi. Ailecek oturuyorlardı bir sofrada annesi ve kardeşleriyle,  babası yoktu herhalde askerdeydi. Bir anda bir ses kopuyordu bu evde, kapılar tekmeleniyordu. İçeriye eli silahlı askerler giriyordu bağırıyorlardı ve silah yine bir alın buluyordu patlayacak. Sonra düşündüm de belki bu silah 12 yaşında bir çocuğun babasındaydı.

Sonra 12 yaşında bir çocuk düşündüm. Bir tane daha, sonra bir tane daha… Hepsi siyah beyazdı hepsinin evi kan, ölüm ve sevgisizlik kokuyordu. Bu çocuklardan bazıları, akşam yemeklerinde 12 yaşında çocukların kanlarıyla doyuyor ve bu çocuklar bundan gurur duyuyordu. Bu çocuklara babaları 12 yaşında bir çocuk katili olduğu için ayrıcalıklar bile sunuluyordu. Bazı evlerde 12 yaşında bir çocuk katilinin fotoğrafı duvarlarında asılıydı ve hatta albümleri vardı oğlunun 12. yaş gününü kutlarken.

 

Reactions

1
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir